Anasayfa Basın Açıklamaları AÇLIK GREVİ ve HASTA MAHPUSLARLA İLGİLİ HAK İHLALLERİ 2024 ŞUBAT AYI RAPORU

AÇLIK GREVİ ve HASTA MAHPUSLARLA İLGİLİ HAK İHLALLERİ 2024 ŞUBAT AYI RAPORU

61 Dakika Önce

VAN AÇLIK GREVİ İZLEME VE TAKİP KOORDİNASYONU

 AÇLIK GREVİ ve HASTA MAHPUSLARLA İLGİLİ HAK İHLALLERİ 2024 ŞUBAT AYI RAPORU

  1. GİRİŞ

27 Kasım 2023 tarihinde Türkiye Hapishanelerinde Süresiz-Dönüşümlü açlık grevlerinin başlandığı duyumu üzerine Van ili Açlık Grevleri İzleme Takip Koordinasyon Kurulu kurulmuştur. Açlık grevleri başlandıktan hemen sonra mahpusların bizzat, vekilleri veya aileleri tarafından açlık grevleri izleme takip koordinasyonu bileşenlerinden olan Van Barosu’na, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Van Şubesi’ne İnsan Hakları Derneği Van Şubesi’ne ve Tuhayder’e yapılan başvurulara istinaden, Van Barosu İHM Hapishane Komisyonu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Van Şubesi Hapishane Komisyonu ve İnsan Hakları Derneği Van Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri tarafından açlık grevlerinin izlenmesi, mahpus taleplerinin öğrenilmesi ve greve giren mahpusların sağlık durumlarının izlenmesi bakımından hapishane ziyaretleri yapılmış, mahpuslarla görüşmeler gerçekleştirilmiş, gerçekleştirilen bu görüşmeler neticesinde yapılan gözlem tespit ve aktarımlar raporlaştırılmıştır.

  • RAPORUN AMACI

Türkiye hapishanelerinde başlayan açlık grevlerinin izlenmesi, grevler yönünden yaşanan temel hak ve hürriyetlere ilişkin ihlallerin tespiti, yetki ve sorumluluğu olan merci ve kurumların bu ihlallerin sonlandırılmasına yönelik harekete geçmelerini sağlamak, ihlallere ilişkin etkili soruşturma yürütülmesine katkı sağlamak ve ihlalleri kamuoyunun dikkatine sunmaktır.

  • YÖNTEM

Bu raporda avukatlar tarafından hapishanelerde gerçekleştirilen ziyaretler dışında mahpusların aileleri ile yaptıkları telefon görüşmelerinden ve mahpusların avukatlarına gönderdikleri mektuplardan edinilen bilgiler kullanılmıştır. Rapor tarihi itibariyle;

  1. Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
  2. Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
  3. Ahlat T Tipi Kapalı Hapishanesi
  4. Patnos L Tipi Hapishanesi
  5. Bayburt M Tipi Kapalı Hapishanesi
  6. Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Hapishanesi
  7. Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde ziyaretler gerçekleştirilmiştir.
  • HAPİSHANE ZİYARETLERİNDE MAHPUSLAR İLE YAPILAN GÖRÜŞMELERDE AKTARILAN HAK İHLALLERİ
  1. VAN YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan D.A. ile yapılan görüşmede;

  • Mahpusların 7 Aralık 2023 tarihinden beri 2’şer kişilik gruplar halinde 10’ar günlük dönüşümlü açlık grevine girdikleri,
  • Açlık grevine giren Mahpusların bir defaya mahsus olmak üzere revire götürülüp muayenelerinin doktor tarafından yapıldığı,
  • Açlık grevine giren mahpuslara verilmesi gereken limon, tuz gibi iaşelerin yeteri kadar verilmediği,
  • Kantinden temin edilebilen yoğurt, tuz ve şeker gibi ihtiyaçların alınmasına hapishane idaresi tarafından izin verilmediği, Bu ürünlerden almış olanların tespit edilmesi halinde alınan ürünlere idare tarafından el konulduğu,
  • Açlık grevine giren Mahpusların talebi halinde kendilerine vitamin takviyesinin verildiği,
  • Açlık grevlerine katılan Mahpuslarda aşırı kilo kayıpları olduğu,
  • Açlık grevinin bitiminde grevcilere verilmesi gereken uygun yiyeceklerin verilmediği  ( yemeklerin çok yağlı ve salçalı olduğu),
  • Greve giren mahpuslar hakkında ertesi gün disiplin soruşturmasının başlatıldığı ve 1 aylık spor ve etkinliklerden men cezasının verildiği,

Hususları aktarılmıştır.

  • VAN F TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan B.T. yapılan görüşmede;

  • Mahpusların 9 Aralık 2023 tarihinden beri 2’şer kişilik gruplar halinde 10’ar günlük dönüşümlü açlık grevine girdikleri,
  • Limon, tuz, şeker gibi temel gıdaların idare tarafından tedarik edildiği fakat musluk suyunun kireçli olmasından kaynaklı suyu kendi imkanları ile aldıkları,
  •  B1(Tiamin) vitamininin kendilerine verildiği,
  • Meyve suyu ve ayran gibi ihtiyaçların idare tarafından verilmediği, mahpusların bunları kendi imkanları ile karşılamaya çalıştığı fakat kantin fiyatlarının çok yüksek olmasından kaynaklı bu ihtiyaçları karşılamakta zorlandıkları,
  • Greve girenlerin kendi koğuşlarından alınarak tekli koğuşa bırakıldıkları ve grevde olan mahpuslara refakat edilmesine izin verilmediği,
  • Açlık grevine gire mahpuslara hapishane idaresi tarafından disiplin soruşturması başlatıldığı ve 1 ay spor ve kültürel faaliyetlerden men cezası verildiği,
  • Açlık grevi süresi biten mahpus için grev sonrasında uygun yemekler verilmediği (yağlı ve salçalı ) için mide yanmalarının olduğu,

Hususları aktarılmıştır.

  • AHLAT T TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan V.Ö. ve R.A. ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Mahpusların 1’er kişi ve 10′ ar günlük olmak üzere dönüşümlü açlık grevine girdikleri,
  • Açlık grevine giren mahpuslara verilmesi gereken limon, tuz, şeker su gibi ihtiyaçların verildiği,
  • Meyve suyu, yoğurt vs. ürünlerinin verilmediği,
  • Greve girenlere B1(Tiamin) vitamininin, mahpusların ücretinin kendileri karşılayarak aldığı ve günlük 250 mg olduğu,
  • Açlık grevine giren mahpusların tansiyon, kilo, oksijen satürasyonu ve nabız ölçümlerinin gardiyanlar tarafından düzenli olarak yapıldığı ancak şeker ölçümlerinin ise mahpusun talebi halinde yapıldığı,
  • İdarenin ve infaz koruma memurlarının açlık grevlerinin başlaması ile birlikte mahpuslara yönelik tutumlarının sertleştiği ve hapishanede baskıların arttığı, koğuş aramalarının sıklaştığı ve gardiyanlar tarafından provakatif davranışlarda bulundukları,

Hususları aktarılmıştır.

  • PATNOS L TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

 Mahpuslardan Y. Y. ve S. İ. ile gerçekleştirilen görüşmelerde,

  • 1 Aralık tarihinde açlık grevine başladıkları
  • Mahpusların 3’er kişilik gruplar halinde 15’er günlük dönüşümlü açlık grevine girdikleri,
  • Her biri bir koğuşta kalmakta olup yalnızca revirde birbirlerini görebildikleri,
  • Sağlık durumlarının iyi olduğu,
  • B1 vitamini ücretli olarak mahpuslara verildiği,
  • Açlık grevine başladıkları süreçten itibaren iki gündür 3 adet küçük su, 1 kaşık tuz, 1 kaşık şeker ile yarım paket karbonat verildiği ve açlık grevinde olmaları sebebiyle miktarlar az olarak verildiği,
  • Meyve suyu, yoğurt vs. Ürünlerinin verilmediği,
  • Açlık grevine başladıkları süreçten itibaren grevin ilk günü ile grevin son gününün sağlık durumlarının kontrolü yapıldığı, o günler dışında sağlık kontrollerinin yapılmadığı,
  • Açlık grevine başlamış olmaları nedeniyle haklarında disiplin soruşturması başlatıldığı,
  • Açlık grevinin başlaması ile idarenin baskısının arttığı , defter, kitaplarına el konulduğu ve bazı kitapların yasak olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı ve bu nedenle çok sayıda mahpusa 3 aylık görüş yasağı verildiği,

Hususları aktarılmıştır.

  • BAYBURT M TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan G. K. ve Z.E. ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Mahpusların 1’er kişilik gruplar ile 10′ ar günlük dönüşümlü açlık grevine girdikleri,
  • Açlık grevine giren mahpuslara verilmesi gereken limon, tuz, şeker, yoğurt gibi ihtiyaçların verildiği,
  • Meyve suyu gibi ürünlerin mahpusların kendilerinin temin ettikleri idare tarafından verilmediği,
  • Hapishane idaresinin mahpusların su ihtiyaçlarını karşılamadığı, musluk suyunun çok kireçli olmasından kaynaklı içilmediği ve mahpusların su ihtiyaçlarını suyu kantinde satın alarak karşıladıkları ve bu durumda çok fazla bir maliyetinin olduğu,
  • Açlık grevine giren mahpuslara B1(Tiamin) vitamininin verilmediği,
  • Açlık grevine giren mahpusun tansiyon, kilo, satürasyon ve nabız ölçümlerinin her gün düzenli olarak yapılmadığı, kilo ölçümünün grevin ilk ve son günü yapıldığı, söz konusu ölçümlerinde sağlık personellerin koğuş kapısının önüne gelerek yaptıkları, greve giren mahpusların revire götürülmediği,
  • İdarenin ve infaz koruma memurlarının açlık grevi ile birlikte mahpuslara yönelik tutumlarının sertleştiği ve hapishanede baskıların arttığı, koğuş aramalarının sıklaştığı ve gardiyanlar tarafından provakatif davranışlarda bulunulduğu,
  • Açlık grevine giren mahpuslara hapishane idaresi tarafından disiplin soruşturması başlatıldığı ve 1 ay kurumun kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakıldığı,

Hususları aktarılmıştır.

  • RİZE KALKANDERE L TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan M.A.S, V.A ve Ö.E. ile gerçekleştirilen görüşmelerde,

  • Mahpusların 2’şer kişilik gruplar halinde 10’ar günlük dönüşümlü açlık grevine girdikleri,
  • Açlık grevine giren mahpuslara günlük 2 paket süt ( 1 litre ),  5 adet 10 gr bal, 2 tane limon, tuz, şeker, meyve suyu ve su gibi ihtiyaçların verildiği,
  • Açlık grevine giren mahpuslara B1 (Tiamin) vitamininin verilmediği,
  • Açlık grevcilerinin tansiyon, kilo, oksijen satürasyonu ve nabız ölçümlerinin hafta sonu hariç revire götürülerek kontrollerin yapıldığı, onun dışında herhangi bir sağlık kontrolünden geçirilmedikleri,
  • Açlık grevine giren mahpuslara hapishane idaresi tarafından disiplin soruşturması başlatıldığı ve mahpusların 1 ay kurumun kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakıldığı,
  • İdarenin ve infaz koruma memurlarının açlık grevi ile birlikte mahpuslara yönelik tutumlarının sertleştiği ve hapishanede baskıların arttığı, koğuş aramalarının sıklaştığı ve gardiyanlar tarafından provakatif davranışlarda bulunulduğu,

Hususları aktarılmıştır.

  • TRABZON BEŞİKDÜZÜ T TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan M.B, K.K. ve D.Y. ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Mahpusların 1’er kişi 10′ ar günlük olmak üzere dönüşümlü açlık grevine girdikleri,
  • Açlık grevine giren mahpuslara verilmesi gereken limon, tuz, şeker ve su gibi ihtiyaçların verildiği,
  • Meyve suyu, yoğurt vs. ürünlerinin verilmediği,
  • Açlık grevine giren mahpuslara B1 (Tiamin) vitamininin verildiği,
  • Açlık grevcilerinin tansiyon, kilo, oksijen satürasyonu ve nabız ölçümlerinin grevin ilk günü ile son günü revirde yapıldığı, onun dışında herhangi bir sağlık kontrolünden geçirilmedikleri, gardiyanlar tarafından şeker ölçümünün yapıldığı ancak düzenli olarak yapılmadığı,
  • İdarenin ve infaz koruma memurlarının açlık grevi ile birlikte mahpuslara yönelik tutumlarının sertleştiği ve hapishanede baskıların arttığı, koğuş aramalarının sıklaştığı ve gardiyanlar tarafından provakatif davranışlarda bulunulduğu,
  • Açlık grevine giren mahpuslara hapishane idaresi tarafından disiplin soruşturması başlatıldığı ve 1 ay kurumun kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakıldığı, disiplin cezasının infazı tamamlanmadan mahpusun yeniden açlık grevine girmesi durumunda 2 ay ücretli işte çalışmaktan yoksun bırakma disiplin cezasının verildiği,

Hususları aktarılmıştır.

  • AÇLIK GREVLERİ İLE İLGİLİ TESPİT VE GÖZLEMLERİMİZ
  1. Rutin Sağlık Kontrolleri yapılmadığı; Açlık grevinde olan mahpusların bazı hapishanelerde günlük sağlık kontrolleri hiç yapılmadığı, sağlık kontrollerinin yapıldığı hapishanelerde de revir hekimi tarafından yapılmadığı, bazen sağlık memuru ve bazen de görevli İnfaz koruma memurlarınca yapıldığı,
  2. Greve uygun iaşeler verilmediği; Grevde olan mahpusların bazı hapishanelerde hiç iaşe verilmediği, bazı hapishanelerde de tuz, şeker ve karbonat verilirken, yoğurt, meyve suyu vb. iaşeler verilmediği,
  3. Vitamin ihtiyacının karşılanmadığı; Açlık grevine giren mahpuslar için B1 vitamini hayati önem taşırken, bazı hapishanelerde B1 veya B grubu komplex vitamini hiç verilmediği,
  4. Mahpuslara farklı disiplin cezaları verildiği; Açlık grevleri nedeniyle disiplin soruşturmaları açılmış, greve giren mahpuslara disiplin cezaları verilmiş, “kültürel ve spor etkinliklerinden alıkoyma” disiplin cezaları verildiği gibi bazı hapishanelerde “haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama” şeklinde disiplin cezaları verildiği,
  5. Grevden kaynaklı “tecrit” uygulandığı; Özellikle bazı hapishanelerde greve giren mahpusların diğer mahpuslardan uzaklaştırıldığı ve ayrı bir koğuşa(bölüme) alındığı,

Şeklinde tespitlerin yapıldığı, açlık grevine giren mahpuslara her hapishanenin yaklaşımının farklı olduğu, greve uygun sağlık kontrolleri yapılmadığı, greve uygun iaşeler verilmediği ve greve giren her mahpusun derhal disiplin soruşturmalarına maruz kaldığı mahpusların aktarımları ile anlaşılmıştır.

  • HUKUKİ DEĞERLENDİRME

“Açlık grevi” eyleminin tanımı, tarihçesi ve hukuki değerlendirmesi;

Tanımı; Açlık grevi, belirli bir olayı, tutumu, davranışı protesto etmek, çeşitli istekleri kabul ettirmek ya da savunulan görüşlere ilgi çekmek amacıyla uygulanan ve greve katılanların yemek yemeyerek kendilerini aç bırakmaları esasına dayanan bir yöntem olduğu, açlık grevinin intihardan farklı olarak amacın ölmek olmadığı, belli bir politik amaç için istenmese de sonucun ölüm olabileceği sert ve sessiz bir politik eylem çeşidi olduğu bilinmektedir. Özetle açlık grevine giren kişi daha iyi bir yaşam için gerekli olduğuna inandığı taleplerini kabul ettirebilmek için son kozunu varsaydığı yaşamını öne sürmektedir. Açlık grevine giren mahpus, hiç kimsenin, bir insanın göz göre göre ölümü karşısında kayıtsız kalamayacağı inancıyla hareket ederler.

Dünyadan açlık grevleri; Açlık grevleri pek çok ülkede, yönetimi protesto etmenin bir aracı olarak doğmuştur. Genelde siyasi-politik eylemler olarak devam etmiştir. Çarlık Rusya’sında siyasi mahpuslar hapishane baskılarına karşı açlık grevi yapmıştır. Açlık grevlerinin dünya çapında adını duyurması ve dikkatleri üzerine toplaması ise 1900’lerin başında İngiltere’de oy hakkı isteyen kadınların hapishanede greve başlaması ile gerçekleşmiştir. Benzer eylemler İrlanda’da ve ABD hapishanelerinde de yaşanmıştır. 2.Dünya Savaşı’nın ardından insan hakları alanında yaşanan kötü gidişatın etkisi ile açlık grevleri yaygınlaşmış ve nihayet 1970’lerde uluslararası toplum bu eylemleri gündemlerine almışlardır. 1973 Kasım’ında Brixton Hapishanesinde İrlandalı mahpuslarca başlatılan grev sekiz ay sürmüştür. 1981’de İngiltere’de 10 IRA üyesi, Hapishane koşullarının düzeltilmesine ilişkin talepleri İngiliz Hükümeti tarafından kabul edilmediği için başladıkları ölüm orucu sonucunda yaşamlarını yitirmişlerdir.

Türkiye’de açlık grevleri; Türkiye’de ise açlık grevleri çeşitli dönemlerde yaşanmış ancak en ses getiren açlık grevi 12 Eylül’ün ardından Diyarbakır hapishanesinde başlayan ve birçok insanın yaşamını yitirdiği açlık grevidir. Ardından 1996 yılında Türkiye’nin birçok hapishanesinde 1500’ü aşkın mahpus açlık grevi yapmış ve 12 mahpus yaşamını yitirmiştir. Yine 2000 yılında F tipi hapishanelerine karşı başlatılan açlık grevleri neticesinde 40 üzerinde mahpus hayatını kaybetmiştir.  Yine çeşitli dönemlerde farklı talepler ile açlık grevleri yaşanmış ise de son toplu açlık grevleri Sn. Abdullah ÖCALAN üzerinde ki tecridin kaldırılması talepli 2012 yılında yaşanmış ve 68.günde Sn. Abdullah ÖCALAN ile yapılan görüşme neticesinde bitirilmiştir. Yine 2018 yılında bir kez daha “Tecridin kaldırılması” talebi ile Milletvekili Leyla GÜVEN öncülüğünde başlayan açlık grevleri Türkiye’nin bütün hapishanelerine yayılmış, 200.güne yaklaşan ve bazı mahpusların ölüm orucuna çevirdiği açlık grevleri yine Sn. Abdullah ÖCALAN ile yapılan telefon görüşmesi neticesinde sonlanmıştır.

Son olarak 27.11.2023 tarihinde “Sn. Abdullah ÖCALAN’a uygulanan tecridin sonlandırılması ve hapishanelerde uygulanan tecrit politikalarına son verilmesi” talepli 15.02.2024 tarihine kadar süresiz-dönüşümlü açlık grevleri Türkiye’nin birçok hapishanesinde başlamıştır.

Açlık grevinin iç mevzuattaki yeri; 5275 sayılı CGTİHK “bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma” başlıklı 40.maddede açlık grevine giren mahpusların disiplin cezalarına çarptırılacağı hüküm altına alınmıştır. Yine aynı kanunun “Hükümlünün kendisine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmesi” başlıklı 82.maddesinde açlık grevine giren mahpusların zorla besleneceği hususları hüküm altına alınmıştır. Öte yandan 5237 sayılı TCK’nın “Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme” başlıklı 298. Maddesinde açlık grevini teşvik eden, ikna eden veya talimat verenlerin hapis cezaları ile cezalandırılacağı hükmüne amirdir.

Her ne kadar CGTİHK ve TCK kapsamında cezalandırma amacıyla yasal düzenlemeler yapılmış ise de; Anayasanın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26.maddesinde “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” Şeklinde aslında ifade hürriyeti bağlamında şiddet içermeyen eylemleri meşru kılmaktadır. Mamafih Anayasa Mahkemesi’nin 2013/6 E ve 2013/111 K sayılı kararında “itiraz konusu kural uyarınca hükümlülerin ifade yöntemi olarak tercih ettikleri her türlü açlık grevi eylemleri değil, sadece bu eylemlerin ceza infaz kurumlarındaki güvenliği veya disiplini bozacak veya ceza infaz kurumlarındaki düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi hâli disiplin cezasına bağlandığı” diyerek sadece açlık grevine girmenin cezalandırılamayacağını ve bu açlık grevinin kurumun tehlikeye girdiğine sebebiyet verdiğinin açıkça ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir.  Aynı kararda “Cezaevi işleyişine eziyet getirmeyen süre gelen cezaevi yaşamını zorlaştırmayan kendisine uzatılan yemeği yememek suretiyle sessiz protestosu ile kendini ve karşı olduğu davranışı ifade etme yetisini kullanan ve bedensel özerkliğini kullanan sanığın korunan bu alanına müdahalenin hak olabilmesi bozulan düzenin ne olduğunu ve ifade özgürlüğüne üstün kamu adına dengenin bozulduğunu gösteren bir hal aldığının açıkça neler olduğunun bilinmesini gerektirir.” Şeklinde açlık grevinin kurum güvenliğini tehlikeye düşürmediği müddetçe ifade özgürlüğü bağlamında korunan bir eylem çeşidi olduğunu ortaya koymuştur.

Bilindiği üzere Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın (1945) başlangıç bölümünde insan onuru kavramı, “… İnsanın ana haklarına, şahsın haysiyet ve değerine, erkek ve kadınlar için olduğu gibi büyük ve küçük milletler için de hak eşitliğine olan imanımızı yeniden ilan etmeğe” Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinde, hiç kimsenin işkenceye, gayri insani yahut haysiyet (onur) kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla yukarıda belirtilen ve bir çok hapishanede başlayan açlık grevlerine sebebiyet veren ve açlık grevcilerinin talebi olan “İmralı ada hapishanesinde bulunan mahpusların aile ve avukatları ile görüşmeleri ve hapishanelere uygulanan tecrit politikalarına son verilmesi” talebi hukuka uygun bir talep olduğu ve uluslararası bildirgelerde tecrit ve izolasyon yasaklandığından uluslararası hukuka da uygun bir talep olduğu açıktır.  

Açlık grevine giren mahpusların talepleri olan tecritin kaldırılması bağlamında TECRİT’in tanımı ve hukuki değerlendirmesi;

 Basından, kamuoyundan ve mahpuslarla yapılan görüşmelerde alınan bilgilerden anlaşılacağı üzere, 27.11.2023 tarihinde başlatılan süresiz dönüşümlü açlık grevine gerekçe olan temel taleplerin “Sn. Abdullah ÖCALAN üzerindeki TECRİT’in sonlandırılması ve hapishanelerde ki baskılardan vazgeçilmesi” talebi olduğu anlaşılmıştır.

Tecrit: Kelime anlamı izolasyon veya hiçleşme, bir insanın dış dünyadan koparılarak kendi haline bırakılması olayı olarak bilinmektedir. Son yıllarda Türkiye’de tecrit sözcüğünün Sn. Abdullah ÖCALAN’ın ailesi ve avukatları ile görüştürülmemesi ve uzunca bir süre haberleşme ve iletişim sağlanmaması üzerine sıkça kullanıldığı bilinmektedir. Zira Abdullah ÖCALAN en son avukat görüşünü 7.08.2019 tarihinde, aile ile en son telefon görüşünü de 25.03.2021 tarihinde yaptığı, dolayısıyla söz konusu tarihlerden bu yana avukat ve aile görüşü yapılmasına izin verilmediği gibi İmralı Ada Hapishanesinde bulunan mahpuslardan hiçbir haber alınamamıştır.

Bilindiği üzere 5275 sayılı CGTİHK “Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama” başlıklı 42.maddesi ve aynı kanunun “Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” başlıklı 43.maddesinde disiplin cezalarından kaynaklı görüş kısıtlılığı uygulanabilmekte ise de, avukat görüşlerinin bu kısıtlılıkların dışında bırakılmıştır. Dolayısıyla mahpusun avukat ile görüşme hakkının hiçbir şekilde kısıtlanamayacağı açıktır. Yine aynı kanunun “Avukat ve Noterle Görüşme Hakkı” başlıklı 59.maddesinde “Hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde avukatları ile vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşme hakkına sahiptir. Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.” bağlamında hükümlü mahpusun vekaletli avukatıyla görüşmesine engel olunamayacağı hükmüne amiridir. Dolayısıyla avukattan hukuki yardım almak, olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı olan veya başka bir dosyada yargılanan veya İnfaz Hukuku ile ilgili sorunları olan hükümlü mahpusun da hukuki yardım alması da oldukça önemlidir. Bu sebeple, savunma ve avukattan hukuki yardım alma haklarına kısıtlama getirilmemesi yasal bir zorunluluktur. Açıklandığı üzere hükümlü olan mahpusların bir takım disiplin cezalarından kaynaklı aile ile görüşme hakkının kısmen kısıtlanması söz konusu ise de, avukat görüşmelerinin kısıtlanamayacağı açıktır.

Yukarıda açıklandığı üzere İmralı Hapishanesinde hükümlü olarak bulunan mahpusların aileleri ve avukatları ile görüştürülmemesi 5275 sayılı kanuna aykırı olduğu gibi, savunma hakkı bağlamında adil yargılanma haklarının ihlal edilebileceği, yine aile ile görüşme yasağından kaynaklı özel hayatın korunması hakkının ihlali, haberleşme ve iletişim yasağı uygulandığından kötü muamele yasağının ihlali olacağı açıktır. Uluslararası Af Örgütü, uzun süreli izolasyonun mahpuslarda fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğine ve kendi içinde zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya ceza teşkil edebileceğine inanmaktadır. Ayrıca, uzun süreli izolasyon mahpuslara işkence ve kötü muamele yapılmasını da kolaylaştırabilir. İşkence ve kötü muamele, Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerince yasaklanmıştır. Özellikle, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Avrupa Sözleşmesi’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) 3. Maddesi ve BM İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık dışı veya Onur Kırıcı Muamele ve Cezaya Karşı Sözleşme (İşkenceye Karşı Sözleşme) bağlamında yasaklanmıştır.

Bu anlamda İmralı kapalı Ada hapishanesinde uygulanan tam izolasyon halinin infaz hukuku bakımından TECRİT olacağı açıktır. Bu nedenle Türkiye hapishanelerinde “Sn. Abdullah ÖCALAN üzerinde ki TECRİT’in sonlandırılması ve hapishanelerde ki baskılardan vazgeçilmesi” talebi ulusal mevzuata ve uluslararası sözleşmelere uyulması yönünde bir çağrı olduğu ve dolayısıyla hukuken meşru ve yasal bir talep olduğu değerlendirilmektedir.

  • SONUÇ VE ÖNERİLER

Hapishane İdarelerinin, Açlık Grevine Giren Mahpuslara Olması Gereken Yaklaşımları;

  1. Açlık grevi yapan mahpusların hapishane hekimi tarafından, greve giren her bir mahpus için bir sağlık dosyası oluşturulmalı, ilgili mahpusun bütün sağlık verileri (boy, kilo, tansiyon, şeker, nabız ve varsa kronik hastalıkları, kullandığı ilaçlar) tespit edilmeli ve grev süresince her gün kontroller yapılarak oluşan farklılıklar not edilmelidir.
  2. Açlık grevi yapan mahpusların hapishane hekimi tarafından, grevin bırakılması yönünden dayatma ve ikna yöntemlerine başvurmadan ve hasta-hekim gizliliğine riayet edilerek açlık grevi yönünden tıbbi bilgilendirme yapılmalı ve bu yönde bilgilendirme onam formunun da sağlık dosyası arasına alınmalıdır.
  3. Açlık grevine giren mahpusların talebi doğrultusunda grev süresince tüketilmesi gereken “tuz, şeker, karbonat, meyve suyu, ayran ve yoğurt vb.” iaşeler günlük olarak yeteri kadar verilmelidir.
  4. Açlık grevine giren mahpusların uzun süre aç kalmalarından ötürü nörolojik bozukluklar şeklinde Wernicke Korsakoff hastalığına yakalanma ihtimalleri oldukça yüksek olduğundan B1 vitaminin kesinlikle verilmesi gerekmektedir (Günlük 2 tablet şeklinde toplam 500 mg B1 vitamini alınmalıdır).
  5. Açlık grevi yapan mahpusların açıklanan 1, 2, 3 ve 4 numaralı hususlarda yeterli bilgiye sahip olmaları için sağlık hakları bağlamında Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanmış “Açlık Grevi Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Konular” adlı bilgi notunun mahpuslara ulaştırılmasının engellenmemesi gerekmektedir. Hapishane idaresi bu bilgi notunu isteyen her mahpusa vermelidir.
  6. Açlık grevine giren mahpusların sağlık kontrollerinin bağımsız hekimlerce yapılabilmesi amacıyla bu doğrultuda kurulacak komisyonların cezaevlerine girişlerine izin verilmelidir.
  7. Bilindiği üzere Açlık grevi, belirli bir olayı, tutumu, davranışı protesto etmek için yemek yemeyerek kendini aç bırakma esasına dayanan bir eylem biçimidir. Bireysel yapılabileceği gibi kalabalık gruplar halinde de yapılır. Anayasanın 26.maddesi bağlamında hapishane işleyişine zarar vermeyen, süre gelen hapishane yaşamını zorlaştırmayan, sadece kendisine uzatılan yemeği yememek suretiyle sessiz protesto ile kendini ve karşı olduğu davranışı ifade etme yetisini ve bedensel özerkliğini kullanan mahpusun korunan bu alanına müdahalenin hak olabilmesi için bozulan düzenin ne olduğu ve ifade özgürlüğüne üstün kamu adına dengenin bozulduğunu gösteren bir hal aldığının açıkça neler olduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Aksi takdirde şiddetsiz ve zararsız bir hak kullanımına karşı “Açlık grevi yapmak” şeklinde ifade edilen eylem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. ve 10. maddesinde yer alan düşünce ve ifade özgürlüğü bağlamında korunduğu düşünüldüğünde anayasanın düşünce ve kanaat hürriyeti başlıklı 25. ve düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin yer aldığı 26. maddesi kapsamında değerlendirilmesi öncelikli bir zorunluluktur. Dolayısıyla hapishane düzen ve işleyişine hiçbir zararı olmayan bu pasif eylemden ötürü mahpuslara disiplin soruşturmaları açılmamalıdır. Açılan disiplin soruşturmalarının derhal geri çekilmesi gerekmektedir.

Adalet Bakanlığı, TBMM Vb. İlgili Kurumların Dikkatine;

Türkiye’de açlık grevinin olduğu tüm hapishanelerin incelenmesini, hapishanelerin açlık grevcilerine olan yaklaşımlarının denetlenmesi, açlık grevinde olan mahpusların sağlık ve yaşam haklarının korunması bakımından hapishanelere yazı yazılması gerekmektedir. Zira açlık grevi olan her hapishane mahpuslara farklı yaklaşmakta ve bazı hapishaneler mahpusların sağlık ve yaşam haklarını riske etmektedirler.

Bilindiği üzere Türkiye hapishanelerinin açlık grevi karneleri oldukça kötüdür. Açlık grevlerinden kaynaklı hapishanelerde başkaca kötü haberlerin gelmemesi için açlık grevcilerinin taleplerinin incelenmesi, ulusal ve uluslararası mevzuata uygun taleplerinin karşılanması ve İmralı Kapalı Ada Hapishanesinde bulunan Sn. Abdullah ÖCALAN Sn. Veysi Aktaş, Sn. Hamili Yıldırım ve Sn. Ömer Hayri Konar’la bir an önce aile ve avukat görüşmelerinin yapılması yönünde adalet bakanlığı ve ilgili kurumlara sorumluluklarını hatırlatıyoruz.

Kamuoyuna;

Tecrit uygulaması açık bir yaşam hakkı ihlalidir. İmralı Kapalı Ada Hapishanesinde bulunan mahpuslarda Türkiye’nin diğer hapishanelerinde bulunan mahpuslar gibi haklara sahip oldukları, kişiye özel uygulamaların olamayacağı ve dolayısıyla talep edilen hususun yasal mevzuata açıkça aykırı olan tecrit uygulamasının kaldırılmasıdır.  Açlık grevine gerekçe olan ve açlık grevcilerinin talebi olan husus, bütün mahpuslara tanınan yasal hakların İmralı Kapalı Ada Hapishanesinde bulunan mahpuslara da uygulanmasıdır. Hukuk devleti olmanın birincil gereği İdarenin ve yürütmeyi elinde bulunduran iktidarın yasalara uymasıdır.

Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Yine anayasanın “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10.maddesi ve AİHS “Ayrımcılık Yasağı” başlıklı 14.maddesinde yasal düzenlemelerin herkes için aynı şekilde uygulanacağı ve hiç kimsenin yasalar önünde ayrımcılığa tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Aksi durumda hukuk devleti değil, keyfi ve öngörülemez bir yönetim anlayışı ve pratiği olacaktır. Bu nedenle İmralı kapalı Ada Hapishanesinde bulunan mahpuslara ayrı bir yasal düzenleme olamayacağı gibi var olan yasal düzenlemelerin uygulanma şeklinin de değişmeyeceği açıktır. 

Bilindiği üzere Türkiye’nin en önemli sorunu Kürt meselesidir. Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollardan çözülmesi, demokratik siyasal alanın yaşam bulması, başta Sn. Abdullah ÖCALAN üzerindeki tecridin mevcut yasal mevzuata uygun olarak kaldırılmasına, özgür ve adil insan haklarına dayalı bir hukuk sisteminin var olmasına bağlıdır.  Türkiye’nin geleceğinin ancak demokratik ve evrensel hukuk değerlerinin bir devlet aklı olarak benimsenmesi ile sağlanacağı açıktır.

İnsan hakları alanında çalışma yürüten STK’lar olarak;  

Başta açlık grevinde olan mahpusların yaşam hakkının korunması ve açlık grevinin sonlandırılması için makul ve yasal mevzuata uygun taleplerinin kabulü ile tecridin kaldırılmasına, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin son bulması için Başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm ulusal ve uluslararası kamuoyu ve kurumları DERHAL HAREKETE GEÇMEYE, DUYARLI OLMAYA çağırıyoruz.

VAN AÇLIK GREVİ İZLEME VE TAKİP KOORDİNASYONU

İnsan Hakları Derneği Van Şubesi

Van Barosu İHM Hapishane Komisyonu

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Van Şubesi

Van Tutuklu Aileleri ile Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği

Van-Hakkâri Tabip Odası

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Van Şubesi

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Van Temsilciliği

Diğer Yazılar
 İHD VAN
 Basın Açıklamaları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir